Bu eğitim için “eğitim” demek bana çok yüzeysel geliyor. Çünkü ben burada bir şey öğrenmedim sadece… Resmen kendi zihnimin içine girdim. Daha önce Misha’nın MCP temelleri, sertifika, Cesur Yürek gibi birçok eğitimine dahil oldum. Hepsi çok iyiydi. Ama bu… bu başka bir şey.
Şöyle anlatabilirim: Sanki Misha benim zihnimin içinde oturuyor… ve birebir seans yapıyoruz. Ve en garip olan şu: Bu eğitim sözde “para ile ilişki” üzerine. Ama sen başlığı değiştir… ne koyarsan koy… aynı derinlikle oraya çalışıyor. Yani mesele hiçbir zaman para değilmiş. Mesele, zihnin neye tutunduğu.
Her dinlediğimde aynı şeyi yaşadım: “Ben şu an eğitim dinlemiyorum… bana seans yapılıyor.” Ve bu beni en çok sarsan nokta oldu: Bana ne yapacağımı öğretmedi. Bana kendime nasıl dokunacağımı öğretti. Ve bunu öyle bir yerden yaptı ki… beni “spesifik bilgi” dediği şeye götürdü. Yani sadece başarılı olacağım değil, beni gerçekten canlı hissettirecek alanlara. Ve orada bir şey fark ettim: İnsan bazen yolunu kaybetmez… ne aradığını bile bilmez. Ben tam olarak oradaydım. 1,5 aydır bedenimde garip bir süreç yaşıyordum. Sebebi bulunamayan yaralar… Halsizlik… hareket edememe…
Ve doktor bana dedi ki: “Bu artık zihinsel.” O an çok kırıldım. Çünkü ben zaten zihnimle çalışan, onu düzenlemeye çalışan biriyim. “Bunca şeyden sonra bu nasıl olur?” dedim. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: Zihnim bir şey arıyordu. Ama ne aradığını bilmiyordu. Ve bu… inanılmaz bir baskı yaratıyordu.
Yönsüzlük, insanın içinde sessiz ama ağır bir kaos yaratıyor. Ve benim bedenim bunu taşıyamamış. Sonra bir cümle her şeyi değiştirdi: Spesifik bilgi. Onu duyduğum an… zihnim sakinleşti. Gerçekten. Sanki içimde bir şey “tamam, sonunda ne aradığımızı biliyoruz” dedi. İlgi alanım netleşti. Yönüm netleşti. İçimdeki o dağınık enerji toparlandı.
Ve şimdi en çok şaşırdığım şey şu: Bu kadar derin bir şeyi… bu kadar komik bir rakama sunmak? Bu bana şunu düşündürdü: Demek ki o, gerçekten anlattığı şeyi yaşıyor. Değer algısını, kendi spesifik bilgisiyle kurmuş. Ve bu yüzden… tutmuyor, saklamıyor, pazarlamıyor… akıtıyor. Bazen Misha için şunu düşünüyorum: “Bu adam ya gerçekten çok büyük bir filozof… ya da biraz deli.” Çünkü bu kadar şeyi, bu kadar filtresiz ve karşılık beklemeden paylaşmak… normal bir yerden gelmiyor.
Belki de sorun onda değil. Belki de ben hâlâ onun baktığı yerden bakamıyorum. Ama şunu çok net biliyorum: Ben yine kaybolduğum bir anda… yine doğru şeyi buldum. Ve bu tesadüf değil. Teşekkürler Misha… İyi ki!
